Neye Yarar Eleştiri?

-Türk Dili (Eleştiri Özel Sayısı), Nr: 142, Temmuz 1963-

 Neye Yarar Eleştiri?[1]

Charles Baudelaire

Evet, neye yarar eleştiri? -İşte size, daha birinci bölümün ilk adımında eleş­tirinin yakasına yapışan geniş ve korkunç bir soru işareti.

Önce sanatçı, resim yapmak istemiyen, şiir yazmayı aklının ucundan geçirmiyen burjuvalara-hattâ eleştirinin doğmasını sağlıyan sanata bile- bir şeyler getirmediği, öğretmediği için eleştiriye çıkışır.

Oysa, zamanımızda, nice nice sanatçı, yalnız ona borçludur ününü! Eleştiriye çıkışmaları için tek neden budur belki de.

Gavarni'ni n bir resmini görmüşsünüzdür herhalde; han i tablosunu n üzerine eğilmiş bir ressam var ya, işte o. Ressamın arkasında, elinde son yazısını tuta n ağırbaşlı, kupkuru, dimdik, beyaz kıravatlı bir ada m vardır. «Sanat soyluysa eleştiri kutsaldır.» -«Kimmiş bunu diyen?» -«Eleştirmen.» Sanatçı kendine düşen işi böyle bu kadar kolaylıkla yapıyorsa, bu, hiç şüphesiz, eleştirmenin, sürüsüne bereket eleştirmenlerden biri olmasındandır.

Eserlerden çıkartılıp ortaya konulacak araçlardan ve usullerden, burada, halkla sanatçının hiçbir şey öğrenmiyeceğini ben de biliyorum K Bu çeşit işler yal­nız atelyelerde öğrenilir, halk ise yalnız sonuçla ilgilenir.

İçten söylüyorum; en güzel eleştiri, şiir diliyle yazılan, eğlendiren eleştiridir; yoksa, her şeyi açıklıyacağım diye, sevgiyi de kini de bir yana iteliyen, istiye istiye kendini her çeşit duygudan yoksun eden o soğuk ve matematik eleştiri değil; za­ten -güzel bir tablo her zaman sanatçının yansıttığı doğa olduğundan- zeki ve duygulu bir varlığın yansıttığı bu tablonun eleştirisi de aynı nitelikte olur. Böy­lece, bir tablo üzerinde en güzel bilgiyi bize ya bir sone ya da bir ağıt verir.

Ama bu çeşit eleştiriler şiir demetleriyle şair ruhlu okuyucular içindir. Ger­ çek eleştiriye gelince, umarı m ki filozoflar ne demek istediğimi anlıyacaklar: doğruluktan ayrılmama k için, yani varlığını kabul ettirmek için, eleştiri taraf tut­ malı, tutkulu olmalı, politik olmalı; yani tek görüşlü olmalı; ama bu, öyle bir tek görüşlülük olmalı ki, alabildiğine ufuk açabilsin.

Rengi bırakıp çizgiyi göklere çıkarmak, ya da çizgiyi bırakıp rengi göklere çıkarmak, elbette bir görüştür; am a ne öyle aşırı derecede geniş, ne de öyle aşırı derecede doğru bir görüştür; üstelik böyle bir görüş özel yaşantılar üzerinde büyük bir bilgisizliği de ortaya çıkarır.

Doğa, şu ya da bu yaratıkta ne ölçüde çizgi zevkiyle renk zevkini karıştırmış­ tır, sonucu bir tablo olan bu kaynaşmayı hangi gizli usullerle meydana getirmiştir, bilemezsiniz.

Bundan ötür ü de, daha geniş bir görüş doğal olarak bireycilik olur: sanatçıya, yeteneğinin sağladığı bütün olanakların yardımıyla mizacının saflığından ve bunun iç belirtilerinden yararlanmayı salık vermeli. Kendine öz bir mizacı olmıyan kişi tablo yapamaz;[2] böylesi – taklitçilerden, hele seçmecilerden usandığımız için- kendine öz mizacı olan bir ressamın buyruğu altında işçi olarak çalışmalı. Bu yazımın son bölümlerinden birinde bun u açıklayıp göstermeğe çalışacağım.

Bundan böyle, elinde kesin bir ölçü, doğada n alınmış bir ölçü bulunan eleş­tirmen, görevini tutkulariyle yerine getirmeli; kişi, eleştirmen olmakla insanlığım yitirmezde ondan; tutku ise biribirine benziyen mizaçları yaklaştırır, aklı da yep­yeni tepelere doğru yükseltir.

Stendhal bir yazısında: «Resim, diyor; kurulmuş bir ahlâkta n başka bir şey değildir.» Şu ahlâk sözcüğünü az çok geniş bir anlamda alırsanız, bütün sanatlar için aynı şeyi söyliyebilirsiniz. Sanat dediğimiz şey öteden beri herkesin duygusiyle, tutkusiyle, hayal güciyle ortaya koyduğu güzel olduğuna göre, yani birlikte değişiklik, ya da saltığın (mutlağın) çeşitli görünüşleri olduğun a göre, eleştiri her an metafiziğe dokunuyor demektir.

Her yüzyıl, her insan topluluğu güzelliğin de, ahlâkın da kendine öz bir an­latımını elinde bulundurduğundan , -romantizmden amaç eğer güzelliğin en yeni, en modern anlatımı ise- aklı başında ve tutkulu eleştirmen için büyük sanatçı yukarıda belirtilen şartlara saflığı, yani mümkün olduğu kadar çok romantizmi birleştiren kişi olacaktır.

(Curiosités esthétiques) 'den çeviren: Fehmi BALDAŞ


[1] Bugünkü eleştirinin başka savları olduğunu biliyorum; bu yüzdendir ki durmadan renkçilere çizgiyi, çizgicilere de rengi salık verirler. Doğrusu ya çok yerinde, çok üstün bir zevk.

 

[2] Bireycilik için, 1845 salonundan söz ederken William Haussoullier üzerine yazdığım yazıya bakın. Bu konuda bana çıkışanlar çok oldu; ama ben, söylediklerimde direniyorum yeter ki okuyanlar, ne demek istediğimi anlamağa çalışsınlar.

 

 

Leave a Comment

Filed under Araştırma

Leave a Reply