Edebiyat Bilimi’nde Uygulanabilecek Araştırma Yöntemleri

Abdullah Ezik

abdullahezik@gmail.com

(Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Doktora Öğrencisi)

 

kalem

Giriş: Bilim nedir?

Oxford İngilizce Sözlüğü ‘e göre “bilim”, “nedensellik, merak ve amaç ve besleyen, gözlem ve günlük yaşamda bir okul öğrencilerimiz ve pratik disiplinler bütünüdür”. Somut, elle uygulanabilen, dünyevî ve evrensel olanın hedefin gidilmesi, ele alınan belirli bir sistem dahilinde bilimsel olarak temel yapı taşları olarak değerlendirilebilir.

Bilim insanları, ileri sürdükleri tezlerin/savların “bilimsel” olduğunu iddia edebilmek için öncelikle  kendi içlerinde tutarlı ve sistemli bir çalışma yürütmelidirler. Her şeyden bir bilim insanından temel düzeyde beklenen bu davranışlar, yürütülen çalışmayı şekillendiren ana faktörü de meydana getirir. Bilim ve bilim insanları ile ilgili bir diğer husus da bu noktada “bilimin sınıflandırılması” olarak ön plana çıkar. Bilim, birçok ansiklopedi maddesi ve makalede üç kategoriye ayrılır: formal, siyasal ve fennî bilimler. Bu noktada, bilimi diğer disiplinlerden ayıran en temel karakteristik özellik, bilim insanı tarafından yapılan kategorizasyona uygun bir şekilde somut delillerin öne sürülmesi, iddiaların ispatlanmasına yönelik çeşitli deneyler yürütülmesidir.

Bilimin birçok alt kolu vardır ve söz konusu bu alt kolların her biri, evrendeki farklı bir mesele üzerine yoğunlaşmıştır. Oldukça dinamik bir yapıya sahip olan ve sürekli ilerleme kat eden bilim, yeni alt kollarla birlikte bitimsiz bir gelişim çizgisi gösterir. Özellikle 19. yüzyıldan itibaren bilimin oldukça hızlı bir gelişim göstermesi, bu anlamda dikkat çekicidir. Bilimin zaman içerisinde değişip yeni alt kollarla birlikte gelişmesi, ona dair yapılan tanımların da zaman içerisinde değişmesine, her bir bilim insanı tarafından farklı şekillerde değerlendirmesine neden olmuştur. Sözgelimi Albert Einstein, “The Fundamentals of Theoritical Physics” başlıklı makalesinde bilimi “her türlü düzenden yoksun duyu verileri ile düzenli düşünceler arasında uygunluk sağlama çabası” olarak tanımlarken Bertrand Russell ise onu “gözlem ve gözleme dayalı akıl yürütme yoluyla dünyaya ilişkin olguları birbirine bağlayan yasaları bulma çabası” şeklinde ifade eder.

Bilimsel sınıflandırma

Bugün için herkes tarafından kabul edilen tek bir bilimsel sınıflandırma mevcut değildir. Bu duruma dair farklı bilim insanları farklı görüşler belirtmiş, farklı tez ve sınıflandırmalar üzerine yoğunlaşmışlardır. Bilimsel verinin üretilip genç kuşaklara aktarılması bağlamında ise üniversiteler başat bir rol üstlenmişlerdir. Öyle ki bilimi üretmek kadar gelecek kuşaklara aktarmak da bu aşamada özellikle üzerinde durulan bir konu hâline gelmiştir. Çağdaş üniversite sisteminde bilimsel verinin öğrencilere daha kolay bir şekilde ulaştırılabilmesi ve her öğrencinin kendi yeteneğine uygun bir alana geçiş yapabilmesi için kaba bir tasnif geliştirilmiş, daha sonra her disiplin kendi içerisinde alt kollara bölünmüştür. Sosyal bilimler, fen bilimleri ve teknoloji bilimleri burada ön plana çıkan temel bilim kollarını oluşturmuştur.

Sosyal bilimler ve edebiyat

Bilimin önemli bir alt kolunu meydana getiren “sosyal bilimler”, ana hatlarıyla insanın çevresindeki canlı veya cansız her şey ile olan ilişkisini araştırır; herhangi bir durumda gelişen vakaları incelerken merkeze insan ve insan davranışlarını koyar. Sosyal bilimlerin de kendi içerisinde çeşitli alt kolları mevcuttur. Tarih, coğrafya, sosyoloji, edebiyat, dilbilim, eğitim ve felsefe, sosyal bilimlerin başat alt kolları arasında sayılabilir.

Sosyal bilimlerin önemli alt kollarından birisi olan “edebiyat”, asırlardan beri insanoğlunun içerisinde bulunduğu durumu ifade etmesini; yaşadığı sıkıntıları, üzüntüleri, sevinçleri, hayal kırıklıklarını dile getirmesini; kısacası ömrü bir gün nihayete erecek insanoğlunun duygu ve düşüncelerini dünya dönmeye devam ettikçe diğerlerine aktarmasını sağlar. Tarih öncesi çağlardan itibaren kendisine özel bir gelişim çizgisi benimseyen edebiyat, sınırlarını zamanla giderek genişletmiş, farklı türsel gelişmelerle beraber bugün için artık başlı başına bir bilim kolu hâline gelmiştir. Bilimsel açıdan birçok araştırmacı tarafından farklı şekillerde tanımlanan “edebiyat bilimi” ile ilgili temel tanımlardan birisi ise şöyledir: “Edebiyat bilimi, edebiyatın içinde yer alan konuları psikoloji, sosyoloji, tarih gibi bilim dallarının yöntemlerini de kullanarak araştıran, inceleyen ve tahlil eden bilim dalıdır.”

Edebiyat bilimi

Araştırma, bilime hüviyet kazandıran en temel konu başlıklardan birisidir. Sağlıklı ve objektif bir araştırmanın yapılarak sonuçlarının kamuya açık bir şekilde ilan edilmesi, bilimin temel ilkelerinden biri olarak görülür. Bilimsel araştırmalar, ancak belirli hazırlık ve deneylerin gerçekleştirilmesinden sonra bir veriye ulaşabilir. Bu anlamda bilimsel araştırmaların belirli aşamaların ardından belirli bir sonuca ulaştığı söylenebilir. Sözgelimi Niyazi Karasar, Bilimsel Araştırma Yöntemleri başlıklı kitabında bir bilimsel araştırmanın oluşturulma sürecine yön veren aşamaları şu şekilde sınıflandırmıştır:

  • Güçlüğün sezilmesi ve problem durumunun hissedilmesi
  • Problemin tanımlanması/daraltılması
  • Çözüm yollarının ortaya konması
  • Gözlenebilir sınayıcıların belirlenmesi/hipotezlerin oluşturulması
  • Deneme ve değerlendirmelerin yapılması/hipotezlerin test edilmesi
  • Raporlaştırma

Karasar’a paralel olmakla birlikte Marckzyk, DeMatteo ve Festinger gibi araştırmacılar ise bilimsel araştırmaların her şeyden önce belirli niteliklere sahip olmaları gerektiğini belirtirler. Marckzyk, DeMatteo ve Festinger’e bir araştırmayı bilimsel yapan temel bileşenler/öğeler şunlardır:

  • Ampirik yaklaşım
  • Gözlemler
  • Sorular
  • Hipotezler
  • Deneyler
  • Analizler
  • Sonuçlar
  • Tekrar

Bununla birlikte bilimin her bir alt kolunun kendisine has, diğer kollardan farklı araştırma metotları geliştirebileceği/geliştirdiği de söylenebilir. Bu yazı bağlamında ön plana çıkan sosyal bilimler de zaman içerisinde kendi ihtiyaçlarına uygun araştırma yöntemleri geliştirmiş, gelişimini bu sayede sürdürmüştür.

Sosyal bilimlerde kullanılan araştırma yöntemleri

Bilimsel araştırma, ana hatlarıyla insan hayatının farklı dönemlerindeki olgu ve olayları incelerken bu süreçte yaşananları sistematize etmek, ondan bir veri üretmek için girişilen faaliyetler bütünüdür. Bilimsel araştırma konusunda ana hatlarıyla iki farklı yöntemin ağırlıklı olarak kabul gördüğünden söz edilebilir: “nitel” ve “nicel” araştırma yöntemi. Bu noktada araştırmacı için önemli olan, kendi alanına ve araştırmasına uygun yöntemlere başvurması, çalışmasında bu tür metotlardan olabildiği kadar yüksek bir verim elde etmesidir.

Nicel araştırma, olgu ve olayların ölçülebilir ve sayısal olarak ifade edilebilir olduğu araştırma yöntemidir. Bu tür araştırmaların temel amacı, kişinin araştırdığı konu ile ilgili gözlem ve deneylerini nesnel bir şekilde ifade edebilmesi, elindeki verileri sayılarla destekleyebilmesidir. Dolayısıyla burada söz konusu olan temel hususun bir tür sayısallaştırma, verileri rakamsal forma dökme olduğu söylenebilir. Nicel araştırmayı kullanan temel araştırma türleri ise şu şekildedir:

  • Deneysel Model: İstatistiksel teknikler kullanılarak iki ya da daha fazla grup üzerindeki uygulamaların, belirli değişkenler açısından oluşturduğu etkiler araştırılır.
  • Betimsel Model: Belirlenen konudaki mevcut durumları araştırarak sonuca ulaşmayı hedefleyen türdür.
  • Bağıntısal Model: Değişkenler arasında ilişki olup olmadığının araştırılması için kullanılan türdür.
  • Nedensel Karşılaştırma Modeli: Belirli değişkenlerin etkisiyle farklılaşma gösteren grupların birbirleriyle karşılaştırılabilmesi için kullanılan türdür.
  • Tarihsel Model: Geçmişte oluşturulan bir değişkenin etkisinin şimdiki zamanda nasıl olduğunu sayısal verilerle açıklamak için kullanılan türdür.

kitap2Bir araştırmacı, bu modellerden herhangi biri ile çalışabildiği gibi onları iç içe geçirerek farklı şekillerde de değerlendirebilir. Burada araştırmacının üzerinde durması gereken konu, bu modellerden hangisinin veya hangilerinin kendi araştırmasına doğrudan veya dolaylı yoldan katkı sunabileceğidir. Bilimsel veri üretmede bu modellerin her biri farklı şekillerde araştırmacıya yön gösterebilir.

“Nitel araştırma” ise olaylar ve yaşanan kimi olaylarla ilgili gelişen düşüncelerin kendi doğal seyrinde nasıl bir durum meydana getirdiğinin izini süren bilimsel araştırma yöntemidir. Gözlem yapma, görüşme ve belge analizi, burada belli başlı nitel araştırma metotları olarak değerlendirilebilir. Birçok araştırmacı, sosyal bilimlerin ağırlıklı olarak “nitel araştırma” metotlarından faydalandığını ifade etmiştir. Sayısal verilerin yerine nitelik belirten verilerin kullanılması, nitel araştırmanın en belirleyici unsurudur. Belli başlı nitel araştırma yöntemleri ise şunlardır:

  • Fenomenoloji: Olaylar, deneyimler ve kavramların fenomen halini almasının nedenlerini inceler.
  • Etnografi: Kültürel gelenekler, yaşayış biçimleri ile ilgili nitelikli bilgileri ortaya çıkarmayı amaçlayan türdür.
  • Gömülü Teori: Nitelikli veri toplama aşamasında veriler içinde yer alan teorileri ortaya çıkararak yeni kavramlara ulaşmayı hedefler.
  • Örnek Olay: Örnek alınan bir durumun nedenlerinin nitelik açısından incelenmesini amaçlayan türdür.
  • Saha Taraması: Araştırılan konu hakkında nitel verilere ulaşmak için yapılan görüşmeler ve kaynak incelemelerini kapsar. Nicel araştırma içinde kullanılan bir türdür.

Edebiyat bilimi çerçevesinde kullanılabilir olan/kullanılan araştırma yöntemleri

Edebiyat bilimi, “olaylar ve yaşanan kimi olaylarla ilgili gelişen düşüncelerin kendi doğal seyrinde nasıl bir durum meydana getirdiğinin izini sürmesinden” ötürü “nitel araştırma yöntemlerine daha yakın bir çizgi benimser. Sosyal bilimler nazarında birey ve toplum davranışlarının ne denli önemli olduğu düşünüldüğünde bu durum daha anlaşılır olur. Herhangi bireysel ve toplumsal bir olayda, olaya neden olan etkinin dozajından çok etkinin neden ve nasıl olduğuyla ilgilenen nitel araştırma yöntemleri, edebiyatın doğasıyla da daha uyumlu bir profil sergiler.

Edebiyat bilimi, öncelikle nitel araştırma yöntemlerinden “etnografi” ile doğrudan bir ilişki içerisindedir, çünkü edebiyatın temel ilgi alanlarından birisi de kültürel gelenekler, yaşayış biçimleri ve bunların toplum nazarında ifade ettiği anlamlardır. Kültürel geleneklerin nasıl ortaya çıktığı, birey ve toplum için ne tür anlamlara geldiği, kişiyi ve onun çevresiyle olan ilişkisinin kültür bağlamında ne tür karşılıklar bulduğu, bu anlamda oldukça önemlidir.

“Fenomenoloji”, olay, deneyim ve kavramların fenomen hâle geliş sürecini inceleyen, daha çok kelimelerle ilgilenen bir nitel araştırma yöntemidir. Edebiyat, nihayetinde “dil” ile ilgilenen, dil üzerine kurulan bir sanat dalıdır. Dolayısıyla edebiyatın dil ile olan ilişkisini anlamak ve bunun üzerinden yazarın/şairin/edebiyatçının dili nasıl kullandığını irdelemek, bilimsel açıdan araştırmacıya önemli bir malzeme sunabilir. Bu noktada fenomenolojinin edebiyat bilimi çerçevesinde değerlendirilebilecek önemli bir araştırma yöntemi olduğu iddia edilebilir. Aynı zamanda kimi özel kavram ve ifadelerin tarih boyunca nasıl değişip geliştiği de bu metot ile birlikte gün yüzüne çıkarılabilir. Tüm bunlar, fenomenolojinin edebiyat bilimi çerçevesinde nasıl kullanılabileceğine işaret eden hususlardır.

Gömülü teori, “nitelikli veri toplama aşamasında veriler içinde yer alan teorileri ortaya çıkararak yeni kavramlara ulaşmayı hedefler,”. Bu yönüyle fenomenoloji ile de iç içe geçen “gömülü teori”, dil ile edebiyat arasındaki ilişkinin daha da ön plana çıkmasına hizmet eder, bu ilişki ve ilişki biçiminin tüm katmanlarıyla araştırılmasına olanak tanır. Gömülü teorinin tanımında da yer alan “nitelikli veri toplama aşaması”, burada ayırt edici unsurlardan birisidir. Hiçbir şey sebepsiz değildir ve bir olay ile karşılaşıldığında meselenin temeline inilmesi, o olayın aydınlatılmasında büyük bir kıymet taşır. Edebiyat da birey ve topluma yön veren, onları etkileyip dönüştüren temel meseleler ile ilgilenir; bu anlamda edebiyat bağlamında veri toplama ve elde edilen veriyi doğru bir şekilde kullanmanın çok kıymetli olduğu söylenebilir.

“Örnek olay”, yine edebiyat bilimi bağlamında değerlendirilebilecek bir başka nitel araştırma yöntemidir. Bu aşamada edebiyat biliminin ciddi anlamda “örnek olay” yöntemini kullandığı söylenebilir. Nihayetinde her şiir, öykü, roman ve anlatı kendi içerisinde bir olay anlatmakta, ifade etmek, ön plana çıkarmak istediği sorunu hayali veya gerçek, belirli olay ve kişiler üzerinden ifade etmektedir. Burada bahsedilmek istenen konuya uygun örnek olayların türetilmesi ve işlenmesi, edebiyatın da asıl misyonlarından birisine işaret eder. Edebiyat biliminin de bu konuda çalışma yürütmesi oldukça verimli sonuçlar verebilir, araştırmacıların nitelikli verilere ulaşmasına olanak sağlayabilir.

Geçmişten bugüne kadar olan tarihi süreçte yaşananları mercek altına alan ve bu süre zarfında meydana gelen olayları açıklamaya yönelik hareket eden “tarihi araştırma yöntemi”, edebiyat biliminin halihazırda ciddi bir biçimde faydalandığı araştırma yöntemlerinden birisidir. Özellikle tarihi roman, biyografik roman ve otobiyografik anlatılarla ilgili yürütülen bilimsel araştırmalarda tarihi araştırma yöntemine başvurulabilir. Edebiyatın tarih ile olan sıkı ilişkisi de göz önünde bulundurulduğunda bu iki disiplinin birçok farklı açıdan birbirini desteklediği söylenebilir.

Tarihi araştırma yöntemiyle ilgili bir diğer husus, burada araştırılan dönem ve kişiye ait belge, fotoğraf ve verilerin de dikkatli bir şekilde incelenmesi, anlatılanların tarihsel tutarlılık içerisinde değerlendirilmesidir. Bu noktada Beşir Ayvazoğlu, Nedim Gürsel, Turgut Çeviker, Halûk Harun Duman gibi yazar, araştırmacı ve akademisyenlerin ciddi çalışmalarının olduğu söylenebilir. Edebiyat ile tarih arasındaki ilişkiye paralel bir şekilde kişinin hayatını ve olaylara bakışını ortaya koymaya yönelik bu tür belge ve veriler, anlatıyı da zenginleştiren öğeleri meydana getirirler.

Mevcut veya geçmişten gelen soru(n)ları, belirli standartlar çerçevesinde değerlendirerek olaylar arasındaki ilişkileri ortaya çıkarmayı amaçlayan “betimsel araştırma yöntemi”, edebiyat biliminin başvurduğu/başvurabileceği bir başka yöntemdir. Bu konu çerçevesinde öncelikle belirli standartların belirlenmesinin betimsel araştırma yönteminin aktif bir şekilde değerlendirilmesini sağlayan ana durak olduğu söylenebilir. Bir başka konu ise sorunların halihazırda yaşanmakta olması veya geçmiş ile bağlantılı bir şekilde incelenmesidir. Türk edebiyatı bağlamında konuşulacaksa Tanzimat’tan bugüne belirli meselelerin farklı yazarlar tarafından farklı devir ve şartlarda ısrarla yeniden işlenmesi, bu aşamada bu konuya çarpıcı bir örnek teşkil eder. Betimsel araştırma yönteminin tüm bu yazarlar, edebî eserler ve olaylar arasındaki ilişkileri bilimsel veriler eşliğinde incelediği düşünüldüğünde, bu yöntemin edebiyat bilimine de ne denli hizmet ettiği/edebileceği daha iyi anlaşılabilir.

Sonuç

Edebiyat bilimi, birçok farklı araştırma yöntemiyle değerlendirilebilecek oldukça velûd bir alandır. Recaizade Mahmut Ekrem’in ifadesini biraz daha genişletecek olursak, “zerreden güneşe her şey edebiyatın konusu olabilir” ve edebiyatın konusu olan her şey, edebiyat biliminin kuralları çerçevesinde değerlendirilebilir, ondan bilimsel bir veri üretilebilir.

Edebiyat biliminin nicelden ziyade nitel araştırma yöntemlerine daha yakın bir profil sergilemesi, sosyal bilimler ile sayısal bilimler arasındaki farklara da işaret etmektedir. Sayısal bilimlerden farklı olarak sosyal bilimler salt gerçekler ve sonuçlarla ilgilenmez, olayların nedenini ve gelişim sürecini de incelemeye, işin içerisine dâhil etmeye çalışır. Burada kişi ve toplum psikolojisi de ayrıca önemli konu başlıkları olur. Böyle bir durumda da meseleler salt rakamlar üzerinden değil, belirli olay ve gelişmeler üzerinden değerlendirilmeye çalışılır. Bu da sosyal bilimlerin önemli bir kolunu teşkil eden edebiyatın ve dolayısıyla edebiyat biliminin neden nitel araştırma yöntemleriyle daha uyumlu çalıştığını gösterir. Ancak bu konuda farklı çalışmalar, sayısal verilere dayalı kimi özel üretimler de söz konusudur. Sözgelimi Halûk Harun Duman’ın Şinasi’nin şiirlerinde kullandığı kelime ve ifadelerden ve onun eserinde yer verdiği kavramların şiirde geçme sıklığı üzerinden kaleme aldığı Çağdaşlaşmanın Öncüsü Şinasi’nin Şiir Dünyası başlıklı çalışması bu tür eserlerdendir. Dolayısıyla edebiyat biliminin nitel araştırma yöntemleriyle olduğu kadar nicel araştırma yöntemleriyle de farklı şekillerde iç içe geçirilebileceği söylenebilir.

Birçok farklı araştırma yöntemiyle birlikte değerlendirilebilen edebiyat bilimi, “gömülü teori”, “örnek olay”, “saha taraması”, “etnografi”, “fenomonoloji”, tarihi araştırma yöntemi”, “betimsel araştırma yöntemi” ve “deneysel araştırma yöntemi” gibi birçok farklı metotla birlikte kullanılabilir. Edebiyat biliminin bu kadar farklı metotlardan yaralanabilmesi de onun ne denli kapsamlı ve disiplinlerarası çalışmalara müsait bir yapı içerdiğini gösterir. Dolayısıyla bir bütün olarak sosyal bilimlerin parçası olan edebiyat bilimi, araştırmacıların konularına bağlı olarak birçok farklı şekilde değerlendirilebilir.

Kaynakça:

“Classification of the sciences”. 24 Mart 2010

Albert Einstein ‘The Fundamentals of Theoritical Physics’ Science 91-1940

Altunışık, R., Coşkun, R., Bayraktaroğlu, S. ve Yıldırım, E. (2005). Sosyal bilimlerde araştırma yöntemleri: SPSS uygulamalı. 4. bs. Sakarya.

Anderson, C.A. (2004). An update on the effects of playing violent video games. Journal of Adolescence, 27, 113-122.

Bertrand Russell ‘Religion and Science’

Bilgin, N. (2006). Sosyal bilimlerde içerik analizi: Teknikler ve örnek çalışmalar. Ankara: Siyasal Kitabevi.

Day, R. A. (2004). Bilimsel Makale Nasıl Yazılır, Nasıl Yayımlanır? Ankara: TÜBİTAK Yayınları.

Duman, H. (2019). Çağdaşlaşmanın Öncüsü Şinasi’nin Şiir Dünyası. İstanbul: Duyap Yayınları.

Duman, H. (2019). (ed. Gülden Sağol Yüksekkaya). “Metin Oluşturma Yöntemleri”. İstanbul: Duyap Yayınları.

Kaptan, S. (1995). Bilimsel araştırma ve istatistik teknikleri. 10. bs. Ankara: Tekışık.

Karasar, N. (2004). Araştırmalarda rapor hazırlama. 12. Bs. Ankara: Nobel Yayın Dağıtım.

Karasar, N. (2005). Bilimsel araştırma yöntemi: Kavramlar, ilkeler, teknikler. 15. bs. Ankara: Nobel Yayın Dağıtım.

Karasar, N. (2005). Bilimsel Araştırma Yöntemleri (14. Bask). Ankara Nobel Yayınları.

Kazdin, A. E. (2003). Methodology: What it is and why it is so important. Içinde A. E. Kazdin (Yay.), Methodological issues and strategies in clinical research (ss 5–22). Washington, DC: American Psychological Association.

Köklü, N. (2002). Aşırmayı öğrenin . Türk Psikoloji Dergisi, 17(49): 93-99.

Kuper, Adam (1996). Sosyal Bilimler Ansiklopedisi.

Kurbanoğlu, SS (2004). Kaynak gösterme el kitabı . Ankara: ÜNAK.

Marckzyk, DeMatteo ve Festinger (2005). Araştırma Tasarımı ve Metodolojisinin Esasları . John Wiley & Sons, Inc.

Oxford İngilizce Sözlüğü 2e , “bilim”, Oxford University Press, 2003.

Topaloğlu, Y. ve Doğan; Neden olmuş.). (2006). Üniversiteler İçin Türk Dili. İstanbul: Nobel Yayın Dağıtım.

YÖK Yayın Etiği (2019). https://www.yok.gov.tr/Sayfalar/Kurumsal/mevzuat/bilimsel-arastirma-ve-etik-yonetmeligi.aspx

 

 

 

Leave a Comment

Filed under Deneme

Leave a Reply