Hilmi Yavuz-Elem Çiçkeleri 2

Hilmi Yavuz

"Bir çeviriyazı perişanlığı: 'Elem Çiçekleri' (2)"

(Hilmi Yavuz)

Erzurum Atatürk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden Prof.Dr.Ali İhsan Kolcu'nun, Alişanzade İsmail Hakkı Bey'in 1927 yılında eski harflerle Charles Baudelaire'den yaptığı 'Elem Çiçekleri' çevirisini yeni harflere aktarırken yaptığı sayısız ve vahim hatalara, geçen haftaki yazımda dikkati çekmiştim;- devam ediyorum.

'Paçavracıların Şarabı' ['Le Vin des Chiffoniers '] şiirinde, Alişanzade'nin 'tahammürlerle' diye çevirdiği kelimeyi Kolcu 'tahmîrlerle' diye, 'gaseyanı' kelimesini 'gusyanı' diye, 'vâhî' kelimesini 'vâhiy' diye; 'Aşıkların Şarabı' ['Le Vin des Amants'] şiirinde 'gevşeklikle' kelimesini 'kuşaklıkla' diye; 'Tahrip'['La Destruction'] şiirindeki 'iğfalkârının' kelimesini 'iğfaliklerinin'(?) diye; 'Lesbos' şiirinde 'şehkâ' kelimesini 'şahika' diye, 'nîm-mer'î' kelimesini 'nîm-mürrî' diye; 'Merdûd Kadınlar' ['Femmes Damnées'] şiirindeki 'hayalet' kelimesini 'hayat' diye, 'tabahhurat' kelimesini 'tahaccürat' diye, 'tâliinizi' kelimesini 'dalganızı' diye; İkinci 'Merdûd Kadınlar' şiirinde 'korulukların' kelimesini 'kurultuların' (?) diye, 'kapları' kelimesini 'kabirleri' diye; 'La Béatrice' ['Beatris'] şiirindeki 'yeşilliksiz' kelimesini 'yeşilliğiniz' diye okumuştur. Burada bir parantez açarak şunu da belirtmeliyim: Kolcu, Alişanzade metnini, Baudelaire'in özgün metniyle de karşılaştırmak zahmetine katlanmamıştır. Mesela, Bu son şiirde ['Beatris], 'kirli'[Fr.'sale'] kelimesi, Alişanzade metninde bir dizgi yanlışı olarak 'gizli' biçiminde yayınlanmıştır. Kolcu, Alişanzade metnindeki bu yanlışı, Baudelaire'in 'Les Fleurs du Mal'iyle karşılaştırmadığı için, atlamış görünüyor. Dahası, Alişanzade metninde yer yer, dizelerin birbirine karıştığı, ama Kolcu'nun, Fransızca metinle karşılaştırıp, bir dipnotla düzeltmesi gerekirken bunu yapmadığı anlaşılıyor.

Devam edelim: 'Hortlağın Tahavvülâtı' ['Les Metamorphoses de Vampire'] şiirindeki 'Innîn' kelimesini 'aynı diye', 'kalıbın' kelimesini 'kalbin' diye; 'Siter Adasına bir Seyahat' ['Un Voyage a Cythere'] şiirindeki 'şehikatı' kelimesini 'şehkatı' diye, 'Kerih' kelimesini 'girye' diye, 'gaseyan' kelimesini 'isyan' diye; 'Aşk ve Kafatası'['L'Amour et La Crane'] şiirindeki 'küre' kelimesini 'güruh' diye, 'dimağımdır' kelimesini 'damağımdır' diye; 'Revolté' [İsyan'] şiirindeki 'gerilmiş' kelimesini 'kırılmış' diye, 'kâffesini' kelimesini 'kafasını' diye; 'Hâbil ile Kâbil' ['Abel et Cain'] şiirindeki 've ye'yi 'veya' diye, 'yurdunda' kelimesini 'yürüdüğünde' diye; 'Günün Sonu' ['La Fin de la Journée'] şiirindeki 'müferrih' kelimesini 'müreffeh' diye; 'Seyahat' ['Le Voyage'] şiirindeki 'remmaller' kelimesini 'rimaller' diye, 'okuyorum' kelimesini 'okuyamam' diye, 'içinde dere'yi 'içindedir' diye, 'şirin' kelimesini 'şiirin' diye; 'Kapak' ['Le Couvercle'] şiirindeki 'cevval' kelimesini 'çuval' diye, 'Krezüs' kelimesini 'kara Zeus' diye; 'Nâ-geh Zuhur' şiirindeki 'hâlıkını' kelimesini 'halkını' diye; 'Gece Yarısı Muayenesi' [L'Examen de Minuit'] şiirindeki 'kâselis' kelimesini 'kâse leys' diye, 'abd-i müstahakkı' kelimesini 'ebed-i müstahakkı' diye; 'Hatırlatıcı' ['L'Avertisseur'] şiirindeki 'yerleşmiş' kelimesini 'birleşmiş' diye; 'Ses' ['La Voix'] şiirindeki 'ötesinde' kelimesini 'üstesinden' diye; 'Na't' ['Hymne'] şiirindeki 'meserretim' kelimesi 'sermestim' diye okumuştur.

Bu yanlışlıklar ve dizgi yanlışlıkları listesini daha fazla uzatmaya gerek yok. Bir defa daha belirteyim: Bir Yeni Türk Edebiyatı Profesörünün Osmanlıca okuma konusunda bu kertede vahim bir konumda olabileceğini havsalam almıyor…

Not: Kolcu'nun, bu konuda gazeteye gönderdiği 'zorunlu bir cevap'ı okudum: Bu olsa olsa 'zorunlu' değil 'zoraki' bir cevap olabilir. Zira Kolcu'nun özrü kabahatinden büyük! Götürdüğü minareye kılıf arıyor, ama beyhude! Kolcu, kitabın 'basım aşamasında', 'ham metnin' baskıya girdiğini, 'düzelttiği nihaî metnin' bu olmadığını iddia ediyor. Öyleyse şunları sormak gerek:(i) 'ham metnin' matbaada ne işi var? (ii) 'ham' metin 'baskıya girdiğinde'(!) yanlışlık fark edilmedi mi? (iii) Baskı bittikten sonra, kitap piyasaya verilirken de mi fark edilmedi? (iv) Elde düzeltilmiş (!) bir 'nihaî metin' vardı da, 2005 yılından bu yana niçin , 'ham metnin' geçersizliği duyurularak sözkonusu 'nihaî metin' yayımlanmadı?

Ali İhsan Kolcu'ya uyarım şu: Zırva, te'vil götürmüyor! Yok 'ham metin' miş de, 'talihsizlik eseri' baskıya verilmişmiş de, 'nihaî metin' hazırmış da… Olmuyor, sayın profesör, olmuyor! Bu perişanlığı, bu 'zorakî' açıklamayla kimseye yutturamazsınız!

 

h.yavuz@zaman.com.tr
09 Şubat 2011, Çarşamba tarihli Zaman Gazetesi’nden alınmıştır.

Comments Off

Filed under Şiir

Comments are closed.