Tag Archives: Yard. Doç. Dr. Mehmet Sarı

Aceleye Gelmiş Bir Kitap…

Üniversiteler İçin Türk Dili Kitabı

(Mehmet KAYA)

 

(Mehmet Sarı ve İnci Özgüven, Fakülte ve Yüksekokullar İçin Türk Dili,Afyon:Anıl Matbaası, 1998,  239 s.)

Üniversitelerde YÖK'ün 1983 yılında belirlediği çerçeve programa göre Türk Dili dersi ortak ve zorunlu olarak okutulmaktadır. Bu amaca hizmet etmek için çok sayıda kitap hazırlanmıştır. Türk Dili dersleri için hazırlanan kitapların sayıca çok olması, gençlerin kaynaklara kolayca ulaşabilmelerini sağlarken söz konusu kitapların neredeyse birbirinin kopyası durumuna düşmesine ve niteliksiz hâle gelmesine yol açmıştır. (Konuyla ilgili nitelikli ve emek verilerek hazırlanmış, ticari amaçlar için değil, gerçekten gençlerimize yararlı olmak düşüncesiyle yayımlanmış kitapları tenzih ediyoruz.)

Son zamanlarda bu konuda yayımlanan kitaplardan biri de Mehmet Sarı ve İnci Özgüven’in birlikte hazırladıkları Fakülte ve Yüksekokullar İçin Türk Dili adlı çalışmadır. Söz konusukitap, on dokuz bölüm hâlinde düzenlenmiş ve kimi bölümler kendi içinde alt başlıklara ayrılmıştır. Konu bütünlüğüne bakıldığında bunların sadece dört beş bölüm başlığı altında toplanabileceği görülür. Örneğin kitabın ilk dört bölümünü oluşturan Dil Kültür Münasebeti, Türk Dilinin Tarihi Dönemleri, Dünya Dillerinin Gruplandırılması ve Türk Dilinin yeri, Türkiye Türkçesi başlıkları tek bölüm çatısı altında ele alınabilir, adına da Dille İlgili Genel Bilgiler denebilirdi. On dokuz tane bölüm başlığından bazıları tuhaf gelmektedir. Mesela 11. Bölümü oluşturan Hatalı Metin Örnekleri ifadesi neyi anlatmaya çalışmaktadır? Yine 5, 6, 7 ve 8. bölümlerin başlıklarını oluşturan Ses Bilgisi, Hece Bilgisi, Kelime Bilgisi ve Cümle Bilgisi konuları tek bölüm başlığı altında toplanabilirdi.

On dördüncü bölümü oluşturan Türk Edebiyatından Örnek Metinler başlığı altında verilen metinlerin oldukça fazla olduğunu düşünmekteyiz. 239 sayfalık bu kitabın 165-239 sayfaları arasını teşkil eden ve bizde şişirme izlenimi oluşturan bu bölüm, ortalama olarak kitabın dörtte birini kapsamaktadır. Seçilen metinler arasında herhangi bir uyum göze çarpmaz. Türk edebiyatından belli başlı dönemlere ait metinler kronolojik sıraya uygun olarak verilebilirdi.

Kitabın dilinin son derece bozuk olduğunu düşünmekteyiz. Cümlelerde sıkça anlatım bozuklukları yapılmış, noktalama işaretlerine uyulmamış. Buna verilebilecek en çarpıcı örnek, kitabın önsöz kısmıdır. İlk cümleden itibaren asla kabul edilemez hatalar bizi karşılamaktadır: “Dil, insanoğlunun yer yüzüne çıktığı günden beri vazgeçilmez en önemli unsur olmuştur.“  “yeryüzü“ ifadesi bitişik yazılır. Ayrıca cümlede ciddi bir dolaylı tümleç eksikliği göze çarpmaktadır. Kim için? “-İnsan için“ elbette. Daha ilk cümleden böylesine basit hatalar yapılmamalıydı.

Kitabın birinci bölümü olan Dil-Kültür Münasebeti özgün bir metinden ibaret. Üzerinde kafa yoruldugu besbelli olan bu kısmın hakkını teslim etmek gerekmektedir.

İkinci bölümü oluşturan Türk Dilinin Tarihi Dönemleri adlı bölümde şive’nin tanımı yapılıp örnekler sıralanırken Kırgızca, Kazakça, Özbekçe, Azerice denilmiş. Bunlar müstakil birer dil adı olmadığına, Türkçe’nin birer şive adı olduğuna göre niye Kırgız Türkçesi, Kazak Türkçesi ifadeleri tercih edilmemiş, buna bir anlam veremedik. Acaba bu tercih bilinçli mi yapılmıştır, yoksa yazı ekibinin dalgınlığına mı vermek gerekir. Bu konu daha çok su kaldıracağından, şimdilik geçiyoruz.

Yine ikinci bölümde, Türkçe’nin Konuşulduğu Coğrafi Alanlar başlığı altında yer alan bilgilerde büyük eksiklikler görülmektedir. Türkçe sadece Türkiye, Kıbrıs ve diğer Türk Cumhuriyetleri‘nde konuşulan bir dil değil, Balkanlar’da, Kırım ve çevresinde, Irak ve İran’ın kuzeyinde, Doğu Türkistan’da ve Rusya içlerinde, Asya’nın kuzey batısındaki topraklara kadar uzanan bir coğrafyada konuşulan büyük bir dildir. Buradaki bilgi eksikliğini de en hafifinden yazarların acelesine bağışlayabiliriz.

Türkiye Türkçesibaşlığını taşıyan dördüncü bölümde yararlı bilgiler verilmiş, ancak Türkçemizin tarihi serüvenine değinilirken, meseleye en baştan yani Eski Türkçe döneminden başlanabilir, sırasıyla Orta Türkçe, Eski Anadolu Türkçesi ve Osmanlı Türkçesi dönemlerinden de kısaca bahsedilebilir, bu dönemlerin genel özellikleri kısa örneklerle verilebilirdi. Oysa kitapta konuya direkt olarak Türkiye Türkçesi’nden başlanmıştır. Öğrencilerde bir bütünlük oluşabilmesi için konunun başlangıçtan günümüze bir zincir halinde ele alınmasında fayda bulunmaktadır.

On üçüncü bölümde yer alan Anlatım Bozuklukları konusu son derece önemli olmasına karşın oldukça kısa tutulmuş. Türk dili derslerinin hedef aldığı temel sorunlardan biri olan anlatım konusu birkaç sayfa ile geçiştirelemeyecek kadar önemlidir.

Türkçenin Ses Özelliklerikısmı (s.46) daha da açılabilirdi. Mesela Türkçe kelimelerde f ve j seslerinin bulunamayacağı, yine Türkçe kelimelerin c, h, l, m, n, r, v ve z konsonantları ile başlayamayacağı belirtilebilirdi.

Kaynakları Bakımından Dillerüst başlığının Hint-Avrupa Dilleri Ailesi içinde Slav dilleri verilirken Bulgarca dilinden bahsedilmiş. Oysa bu dil, Ural-Altay dillerindendir. Hami-sami dilleri verilirken bu ailenin belki de en meşhur dili olan Arapça’dan bahsedilmemiş. Ural-Altay Dilleri Ailesi içinde, Ural kolunda yer alan Bulgarca ve Ugurca ile Altay kolu içinde yer alan Tunguzca, Japonca ve Kore Dillerinden hiç bahsedilmemiş.

Sonuç olarak Fakülte ve Yüksekokullar İçin Türk Dili adlı kitabın, çok ciddi biçimde yeniden gözden geçirilerek öğrencilerin ve dersi okutacak hocaların önüne çıkabilecek seviyeye getirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde önsözde belirtilen amaçlara ulaşılamayacağı gibi, öğrencilerin mevcut dil şuuru da dumura uğrayacaktır. Yapmaya çalıştığımız eleştirilerle, kitabın daha seviyeli ve Türkçeye yakışır hâle getirilmesine katkıda bulunabilirsek mutlu olacağız.  

Comments Off

Filed under Araştırma